|
| |||||||
![]() |
| | Seçenekler |
|
#1
| ||||
| | ||||
KÜÇÜk İskender![]() 28 Mayıs 1964’te İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde beş yıl okuduktan sonra ayrıldı. Bir süre de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğrenim gördü. 1985 yılından itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanmaya başladı. İlk ve uzun şiirleri Adam Sanat Dergisi'nin hemen her sayısında yer aldı. Temalarında alışılagelmişin kimi kez tam karşısında yer alan, polemikçi, başkaldırıcı şiiriyle sadece 1980'li yılların değil tüm Türk şiirinin en gözüpek şairi. Fazlaca karışık ve yer yer fazlaca uzun ve çoğaltımcı şiiri özgün çarpıcı başarı düzeylerine de ulaşabiliyor. Geleneksel yöntemler kullanarak yazdığı divan tarzı şiirleri, gazelleriyle de dikkat çekiyor. |
|
#2
| ||||
| | ||||
| küçük İskender (1964) Şehsuvar I. gece saçlarına kadar sokulur, güzelliğine atılan ilmiklere kadar ulaşır. Koltukaltına kaç takım yıldız, burç saklar. Şehsuvar sığ sıkıntılar ardında derin bir havuz.. dikdörtgen dudaklarda çok yuvarlak sözcükler var! Herhangi birine selam versen dağılmaya mecbur oluyor yüzün. Uzaklara gideceğim ben diyor delikanlı, gobi çölüne.. Tarih atlaslarında yitireceğim her zerremi anlık bir yanılgıdır diyor suçüstü alttarafı anahtarlıkların hüznü üstüne çift kişilik yataklar için yazdığım senaryolar yollar: derisiz ceninler gibi çirkindir yollar: tanrının çocuk oyuncağı olduğu çağda işlenmiş günah-kırılmış ikona yollar: insanın kendi cenazesine geç gitmesi gibi bir şey! Özellikle! şimdi saatbaşı satranç oynayan sabıkalı beyoğlu kaldırımları utanca doğru atılan serinkanlı serseri adımları turfanda-radyodan ajans ve hava durumu ve muhallebiciler, daima kalabalıktır, daima terli içerde tavuk göğsü gözleriyle sevgililerimiz! Simli! ve öpüşenler oğullaşan, sıklaşan zenci elleriyle o tekerlemeler söylenmeyecek! o bilmeceler sorulmaz! kaç parmağı çatırdar ki hüsranımın kaç ciğeri şişer ki rakı şişelerinde gömdüğüm aşklarımın. Aşkı geçelim. Onu geçelim, onu unut şehsuvar! ya da kımıltısız bir kuş ölüsü dünya müzelerinde beton bağlayan aromalı kanatlarıyla kımıltısız kımıldar bir gün! Onu umut kımıldatır değil mi kımıldatır değil mi şehsuvar! saçmalıyorsun! Evine dön, o vıcık vıcık koynuna annenin, sabahlığın arkasında haydi! sırılsıklam memeler, ucu mantarla tıkanmış memeler ve şato zindanı dolaplarda boğdurulur ***** dergilerinin şahsi derbederliği.. Direniş bir bakıma - Haklısın de! - imparatorluk ahlağı, doyum seferberliği! Ve emilmiş bir dili andıran dilsiz adı usancın bende gizlenen bedensiz bir ölümdü varsay ki fazlaca huysuz ki fazlaca havadar ah! Neden sütyen takmaz acaba uzamış adamlar, ayaklarına, yürümedikçe sarkmasın diye bacakları! evet! üstüne üstüne yüklendikçe kaçar kaçar ha kaçar sevda katillerinin otellerdeki kilometrelerce kadınlardan çalıp da başlarına geçirdikleri ten rengi külotlu çoraplar! kimsen de kalmaz birdenbire! Açtıkları yaradan kan bile akmayacak. Çoğu küstah! Çoğu şımarık! vahşi bir at almış altmış dağı aramıza taşır vahşi bir at almış altmış dağı aramıza taşır şehsuvar! Sınırlara mayın döşer bakışların vahşı bir at almış altmış dağı aramıza taşır şık bir omuz devrimiyle baharı getir tavlalar kırılır, iskambil kağıtları savrulur görücüye çıkan büyücü bir kız oluverirsin patlamış yirmi ikilik ampul gibi patlamış mısır seven mısırlı esmer çocukların tokluğa açlığı gibisindir vahşi bir at almış altmış dağı aramıza taşır yuvanı, anneni bugün terkettin tırnakların arap ses duvarını aşamaz sesin ışık kırılır mı hiç birleşir yeniden adeta - kardeş duası çeker muskalar tutar - senin merceklerinde şehsuvar! Baksana sultan! dikdörtgen dudaklarda daha ne çok yuvarlak sözcükler filan var. Gülsen ağızın düşüverecek ve kenarından biraz çatlayıverecek kahkahan. Ve vahşi bir at alıp bir altmış dağı daha aramıza taşıyacak! Ve vahşi bir atın bir hayat boyu süren saltanatına dönüşecek birden hasretlerle gitgide gitgide ağırlaşan zaman.. II. maviden öğreneceği çok şey olmalıdır denizin yakışıklı bir kadındır şehsuvar. Titredi mi gökyüzü de titrer, toprak da, deprem de titrer, onunla beraber umulmadık gülden fışkıran renk de! aynalar be şehsuvar, rujla boyanmış kırık aynalar zahiri görüntüler de sayılabilir, ahenk de! kasıklarında kasım gibi çoğalan susam ahırlara kilitlenir o atlar bilhassa meydanlar sevdanla, ağrınla cilalıdır. Olmasın mı? simit satan kimi çocuklarsa kördür, topaldır, mavidir bakirdir daha oysa! anne diye seslenir ölümlü çınarların dışa vurmuş toy köklerine şehsuvar, anne! kimsin sen? kimim ben der anne tekillikle kalaylanırken yüreği adamakıllı kıllı erkek kollarında. En zayıf sesiyle ağlar mı hiç! En karambol sesiyle ağlar mı hiç! En matem sesiyle ağlar anne! maviden kapacağı çok şey olmalıdır denizin bir kere: anneler öncelikli diri kalsın, anneler ****** olmasın efendiler.. nerede yaşadığını bilmeyen bir vapur sıyrılır uykularında şehsuvar'ın. Bütün shakespeare'ler bütün hamlet'leri düşünür. Balerin bir sabahtır, damlarında ayakparmaklarının uçlarında yürür güneş.. tüyler, taç yaprakları, aman gürültü etmeyin! her anın hep bir susan insanıdır şehsuvar. - şehrin surlarına, cemre olur düşüverir at cesetleri, bıçaklarda festival var - henüz büyüyememiş isyan henüz planları yarım bir katliamdır şehsuvar! söndürülememiş orman yangını gözlerinde sosyolojinin lümpenliği! söndürülememiş kireç kuyusu gözlerinde erken uyanışın yaşlı ergenliği! iniltinin suya yansıyan gövdesidir şehsuvar hey! anlasana sultan! dikdörtgen dudaklarda daha ne çok acısız iftiralar falan var.. şehsuvar kurtulmak da ister kurtuluşu neye bağımlıdır; - cevap şıkları - a) 30 nisanda hitler intihar etti. 7 mayısta almanya teslim oldu! intihar alnımı açtı, beynime gerdi beyazperdesini kafatasımda bir kabile buldum sonra buzuldan okyanuslar buldum damağıma açılan gözoyuklarında östakimde birtakım kanun taksimleri birtakım kanun kaçakları gibi esrarengiz iş sonra - esrarlı sigara içen bukalemunlarla küstük o sıra - hangi birini bölsem ötekine diğeri masasına çağıracak beni bardağımı doldurup ensemdeki tüyleri çekiştirecek beni kambur burunlu şairlerle tanıştıracak alelacele alelacele el sıkışılacak, memleket meselelerinden söz edilecek alelacele ayaküstü, ayaküstü sarhoş olunacak kusulacak ayaküstü alelacele yedi heceliler veya yedi uyurlar / uydurulacaklar uydurulacağız alelacele! Vazgeçmem gerekecek belli omurlarımdan, omurgamın içine tramvay hattı döşenecek kızlık adını işleyeceğim bekaretin tığla rönesansın kızlık zarına.. Leonardo! Leonardo! haminnem mona lisa'nın ta kendisi çıkacak. Zorla şehsuvar atlar yine karşıma çıkacak, karşı çıkacak aşk hanım hanımcık! Aşkı geçelim. Onu geçelim. Onu unut şehsuvar! onaylansın lütfen uzay boşluğunun karın boşluğuma doluşması.. sen! ruhumun organik hali! sen! gençliğimin gergin bırakılmış tek kası.. Arkası, şekilsiz bir dudak oldun yüzüme ikinci yeni metal bir şafak oldun göğüme sorgusuz sualsiz siz! şehsuvar'ı ve beni liflere ayıran kirpik diplerinden oluk oluk sperm gelen korkuluklar! milleti gerdanıma toplayıp parlak cesaretlere, oğlancıl ihmallere yürüdünüz peşinizden tükürecektim bir ihtimal, peşinizden, pencereme pençelerinizin hayasızlığını sürdünüz kapılar sürgülendi, kapı önlerinde evde biriktirilmiş kız kuruları süngülendi allah kahretsin, kahrettiniz beni, cani ettiniz kendi bedenimde kendi kendime tecavüz ettim deli oldum, kül oldum, ıslıklaşıp durdum aruz vezni serçelerle romen rakamı gerçeklerle dedim: bendim böcekler gibi sevişen o dostlarla tanıdınız mı? - Hayır! Pek çıkaramadık! - Ama tanımanız şart! Ah sultan! Ah şehsuvar! intihar alnımı açtı, aklımı buldu, sana selam söyledi.. ardından, ne olabilir ki başka, işte birkaç çiyli sardunya, birkaç yarım kitap, sevilmesi okşanması eksik birkaç ölü kedi işte!. b) Hiç sabahattin ali okudunuz muydu? enteresan bir soru biraz düşününüz / biraz düşününüz / az istiridyelerden söz edin bana / ince çerçeveli gözlüklerden / piyer loti'den / amerikan barlarda ardıardına içilen dublelerin biyografisinden, örneğin bürokrasiden, geleneksel aydın terbiyesizliğinin kronolojisinden, lobilerden, ortalarda bir yerden, farzımuhal katolik alkoliklerden / hadi! piyonlardan, paslı piyanolardan ispiyonlardan, kara şapkalı sivillerden ya da durup dururken beliren sivilcelerden söz edin bana. Siz hiç sabahattin ali okudunuz muydu tan vakti okumadıysanız, tam vakti dedi şehsuvar!. - sahi, tanımadınız mı?! - hayır, pek çıkaramadık! ne çok yuvarlak sözcük.. ne çok artistik.. c) bir cüce ile çocuk arasındaki farkı bana söyleyin hele, neden size düşman olsunlar ki? şehsuvar! çabuk! yaşlanıyorsun. Yaşlandın mı Ölüler sevindirilmek isterler lacivert mezarlarında hastahane köşelerinde septik ellenmek filan hani eskaza kaç fırsat vardır ki artık göz ilişsin, silah kalksın, kulak duysun bir de ikide bir hortlarsa davalar ansızın avukat tırnaklar kemirilirken ceviziçi odalarda tek başına doğmanın bir başına kırlaşmanın kendi kendini kırbaçlamanın acımasız acımasızlığı (ah! sultan! bir ceylan sizi-ezik büzük-üç büklüm) bu şehirde ya sen de vahşi bir at ya da olsan olsan kabuk bağlayamayan dinsiz bir yara olursun! - sahi, tanımadınız mı hala? - gene çıkaramadık d) Once there was a boy. He had no friends to help him.. - isminiz nedir, efendim? - gizlemek istiyorum. Söylemesem.. - kaç yaşındasınız? - yirmi iki.. - Nerelisiniz? - İstanbul'lu.. - ne iş yapıyorsunuz? - insanım.. - evli misiniz? - hiç denemedim.. - çocuklarınız var mı? - olabilir! - isimlerini söyler misiniz? - gizlemek istiyorum. Söylemesem.. - burasi neresi. - psikiatri. - ben kimim? - bilmem. Siz bu yaşa kadar bunu öğrenemediniz mi? - hangi yıldayız? - bu hangi gezegen? Tabii sizi üzmezsem ve yormazsam.. - Hangi ay? - hangi sevgi, değil mi ama. İlkin bu. Öncelik bu sorunun.. - ayın kaçı bugün? - hepsini adlandıralım, bunu mu istiyorsunuz?! - evet efendim, son dünya harbine katılan devletleri bana söyler misiniz? - savaşları ülkeler ilan eder, insanlar yapar! - biz o harbe iştirak ettik mi? - ben hiçbirine katılamayacak kadar, canlıyı-cansızı seviyorum. Siz, katılmış mıydınız? şehsuvar! çabuk! kandırılıyorsun. Kandırıldın mı? III. "sizler! hayatta yaşamaktan başka gayesi kalmayanlar coğrafya bilmeden öpüşmeye çalışanlar sizler! yapısalcılar, ruhsalcılar, masalcılar, halciler, falcılar parmak izleri sıfır, duruşları italik olanlar artık değeri cinine tonik yapanlar muhtelif muhterem darbeler heveslerde, tutkularda pür ihtilal.. geçinenler! sizler! geçinemeyenler, neme gerekçiler, emekçiler, emzikçiler, hainler, halidler, oğlanlar! yolda saati başkasına sorup sigarasına ateş alıp sendikaların apışarasında elle doyuma ulaşanlar! Sizler! aydınlar! aydıngerler, kolay gelsinciler, asimetrik esinciler ******cuklar, osurukcular, üfürükçüler, geri zekalı çocuklar! - ki şehsuvar'ın anayasası.. mayistler, septemberistler! sizler! free gitaristler, peace veletleri, makinistler! din sülükleri! varoluşçular: kapı komşularım! sloganın, olağanın şairleri! sosyal yanları kapitalleri, kapitalleri yalnızca soğan-ekmek-sosyalizm olanlar! otuz yaşına kadar solcu otuz-elli arası sosyal adaletçi ellisinden sonra bunayıp, otobüslerde bayanlara arkadan yaslanarak mutlu olabilen fevkalade entellektüellerimiz! captain black'çiler, bafra'cılar bir afra bir tafracılar, taşralılar vay gülüm doğu diyenler, yesinler seni müstehcen bantını mantığına yapıştıranlar! piyanist-şantörlerim: hormonlarım benim! marxist-şantörlerim: kabaetimin kenarları! sizler! liberaller, helaller, haramlar, sadrazamlar hamlar, hamcık ağızlılar, popodan bacaklılar omuriliklerini testislerinde saklayan delikanlılar! amcalarım, teyzelerim; siz, homo****üeller! feministler, androsantrikler, sosyal demokratlar, teokratlar, aristokratlar, sen sümüklü burjuvazi! oportünistler, optimistler! bir teselli ver'ciler, allah vergisi takılanlar, öğrenciler, saygın öğretim üyeleri, **** yıldızları, heyy! Sizler! arkadaşlarım, alışamadıklarım; ellerim, ayaklarım! sizler! idealistler, egoistler, ütopistler, narsistler! Ben şehsuvar!." sığ sıkıntılar ardınca yükselen havuz kırmızı balık, bozuk abajur, kullanılmış jilet sınırlara mayın döşeyen bakışlarıyla siz olan şehsuvar! Ben şehsuvar! sığ sıkıntılar ardınca yükselen buhar çocukluğunu yaşayamadan büyümüş bir tümör kandırılmış, tanınmamış kretuvar; unutulmuş bir tornavida, hiçbir işe yaramayan çivi, sınırlara mayın döşeyen bakışlarıyla siz olan şehsuvar! O sınırlar sizin sınırlarınız. Ben şehsuvar! sığ sıkıntılar ardınca yükselen belediye otobüsü abonman biletlerimi sizler mi çaldınız?! - daha önce karşılaştığımıza eminsiniz, değil mi? IV. gece saçlarına kadar sokulur güzelliğine atılan ilmiklere kadar ulaşır! aşkı geçelim. Onu geçelim. Onu unutun! onu unut şehsuvar! ya da kımıltısız bir kuş oluşu istiklal caddesi boyunca yatar! ah sultan! bir vahşi at almış altmış dağı aramıza taşır! gece saçlarına kadar sokuldu da güzelliğine atılan ilmiklere kadar ulaştı. biz şehsuvar ulaşamadık! - heyhat! şehsuvar öldü de gitti bile hala onu filan tanıyamadık! ah! sultan! ah! şehsuvar! dikdörtgen dudaklarda ne çok yuvarlak sözcükler vardı. hangi birini böldüm ötekine diğeri beni kalabalık masasına çağırdı! (Gözlerim Sığmıyor Yüzüme’den) De Gülüm de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim istanbul darmadağın olacak, saçlarım darmadağın. Hepsi, darmadağın! üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm hem de çelikten toprağını dele dele hayatın! de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven! güven bana gülüm! sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm! göreceksin gülüm! Bekle! hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere hainlere, ezilmelere alışacak.. göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki işte o vakit bana-doğrudur!- şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak! bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var, sokaklar var, kediler! inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! ölüm inananlar için sessizce kara kaplı kitaplardan çıkartılacak.. göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin! artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak! (Gözlerim Sığmıyor Yüzüme’den) Bir Martıyı Ağlattın Sen bir martıyı ağlattın işte bir çocuk garanti intihar eder artık kütür kütür küfrediyor gece imanıma bir yaprak kırılıp suya düşüyor su yaralanıyor su kanıyor şelale! ah nasıl titredim tensiz bir piyanist büküldü sanki kesişen ayrışık doğrular gibi çarpışıverdim yüzünle. Yüzün öyle düzgün suna bir elyazısı yüzün yüzüme aksedince yüzün ayna alnımda yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı! bitmemiş bir ömrün yalanısın sen: kabuslarımın tabiri çocukluğumun arta kalanısın! öldüreceğim kendimi dudaklarınla dudakların etle, şehvetle seferber sen! bana inen son kutsal kitap son fakir yatır son aciz peygamber! bir martıyı ağlattın işte bir çocuk garanti intihar eder artık (Gözlerim Sığmıyor Yüzüme’den) Temmuz Külleri (bir) : ‘üç şehzadenin yolları ayrıldı böylece’ dedi ki kristalleşen yağmurun altındaki akrep. kim bilir, kanı devşirebilir miydi geride kalan tahrip gücü yüksek casus, ya da katlanabilir miydi ölüm parmak ucuyla yaklaştığı sükseli surete. (iki) : ‘üç şehzadenin yolları ayrıldı böylece’ dedi film müziklerine geçen gece. iki kardeşin yanından ayrılan öbür kardeş nerede... kim bilir, tenlerden akan ruhun arkasına sığınan yalnızlığı etkili, korkunç sedyede; kıstaslarıyla yokladı cismi rahmine kılıç adı koydu “gelmeyeceğim peşinizden” diye bağırdı üçüncü şehzade “gidin ılık oyuklardaki uğultulu mesafeye...” iki miydiler üç mü ikiye üç suç mu kararsın patlak dudaklarıyla masala ait kraliçe! (üç) : ‘üç şehzadenin yolları ayrıldı böylece’ biliyorlardı, başkaları buna benzer şeyler yazmıştı kalbe karşı gelmişlerdi –kafiye olsun- elden ele dövme geçirmişlerdi / güne gündüz gelin düşmüştü öpüştüler öpüşmelerine kuşlar hücum etti oradan geçiyordum inanın yalnızca dikkatimi çekti dikkatim yere düştü / yer, düşüyle barışıktı şimdi bilmiyorum gerçekte hangisi hangisine âşıktı ah, üçünüm gizli gizli sevişmelerine sığınan o, kimin kaldıracağı belirsiz sedye : ‘üç şehzadenin yolları ayrıldı böylece’ üçünü de tanımam üçünün birinden sözetmem kimseye! (Papağana Silah Çekme’den) Leyla leyla, sen bir heves değilsin baharda çiy değilsin, kırağı değilsin, mahmurluk hiç değilsin sevdada! leyla, sen bir zulm değilsin vak’ada delil değilsin, suç değilsin belki biraz muammasın zor durumlarda! kadersin elbet hicransın şüphesiz herkes biraz mecnunken şahsi maceranda beni de aşık et kadrine bana da bir yer ver kanlı dudaklarında! ah leyla, sen buralarda yokkendi kadına şirin sevgiliye aslı haine zühre deyişimiz erkeğiz genciz tene açız ruh için düşeriz yollara, bu da bizim işimiz! affet bizi Leyla al leylaklarla süslü evine süt içir avuçlarında buram buram el ver de yiğidin olalım bizi sensiz koma mezara! 21 kasım 1999 (İpucu Bırakma Sanatı’ndan) Yedi Ağıdı istanbul! yedi tepe! acı süt toplamış yedi kopuk meme! bir yedi kula dahi mi duyuramadı sesini o bok gece Yedikule! genç ve inatçı Osman onur ve tutku kimi tüy tutmamış toy tene yedi tür sperm lekesi ve yedi dikenli bluğ nefese atılan kırağı, karaşın yeniçeri penisleri bir oğlancıl kuş gördü de katliamı koşup haber verdi tarihe! (İpucu Bırakma Sanatı’ndan) İspirtocular binaları saldırgan böğürtülerin ardına yaptılar. çünkü onlar kasaptı ve mandalinaları yoktu. herkesin çocuk olmak istediği sebepsiz bir korku geldi kapladı muhteşem ay tutulmasını / gözlüklerim nerde diye bağırdı kertenkelenin içindeki ölü çekirge; birkaç kez daha zıplasa, taşa tutunacaktı. bütün telaşlara mahal gibiydi kanımızı donduran vicdan azabı, sarhoştuk, durup durup gülüyorduk döke saça içiyorduk / döke saça yaşıyorduk ormanı arayan kentli birer çakaldık da aslında yüzlerimiz meşguldu ağızlarımız çirkindi yalnızlığımızdan mesulduk! bir fırsat daha tanınsa, ayılacaktık sırasıyla! biraz istirahat buyurduğumuz alkolden kalkacak ve ellerimizi, ve aşkı siper ederek gözlerimize uzaklara bakacaktık! herkes, her şey kendine gelmeye çalışıyordu dağ, doruğunu çalışıyordu; ırmak debisini bir yabancı dil öğrenmek gibi sevmek birisini bize bu koyuyordu! evet! hep çalışılınacaktı! ölüm çalışılınacaktı, tabiat çalışılınacaktı! ne zaman ki hesap pusulası bırakılacaktı masaya, bir insanın toplam kaç insan ettiği sanırım, o zaman anlaşılacaktı! (İpucu Bırakma Sanatı’ndan) Geniş Aşk Konsepti Yaver Kin Formatı Kurtarılmış bir bölgeyim, gölgemde hurma ağaçları. Üzerimde sonsuz küstahlığın tırnak izleri var. Kurtarılmış bir de gövdeyim aslında yekpare taştan, Başucuma slogan yazıyor çok sevdalı çocuklar . "Biz gecenin emrine girdik, Gözümüz keder görmez artık!" diye hayıflanıyor kimi elementler, oysa ben atomunu yeşile kaptırmış alelade bir ot gibi bitmek taraftarıyım bir cenk sahilinde. Dudakları polis ruju bir kadınla da seviştim yüzünde bir yama gibi duran bakışlarıyla beton bir kadın. Tabelası sökülmüş kasabalardan gelen bir kadın Aşkta tedbirli, serserilikte acımasız hayata kuvvetli bir şamarla inen yedi ceddi yetmiş yedi bela kuşanmış başka erkeklere kurnaz bana bir gangster kadın. Adı dilimde tespih Adı göğümde vahşi dolunay göğsünden şerbet fışkıran bir kadın. Her yıl derisini değiştirirdi onsuz bunaldığım şehir anarşistler ırmakları ateşe verir, dağları zorlardı büyük harflerle yazılmış bir yalnızlıkla düşünüyorum da şimdi kaç hücresi hayata bağlıdır artık ve benim susturduğum kainatta o hangi gezegendir. Kurtarılmış bir bölgeyim, gölgemde hurma ağaçları hatıramda öyle uzun, öyle sıcak, simsiyah bir sedir oturmuş yaşlılar, topraktan pirinç ve gençlik ayıklar söyle bana ömrüm, bu saadet değilse nedir (Adam Sanat, Ocak 2002) Gece Kuklaları çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var korkulan otobanın ortasında viraj yaratan. bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü var direksiyondaki cesetle hayatı tartışan. (Dize, Şubat 2002) Lütfen Anne kızının adını sarmaşık koy anne hayata ve hayale sarılarak büyüsün oğlunun adını veda koy anne hayatı ve hayali terkederek büyüsün kendi adını cefa koy anne hayatı ve hayali önüne katıp da sürüsün benim adımı koymayı, bir zahmet unut anne hayattan ve hayalden utanıp da çürüsün (E,47) D e p o l a r ‘ d a n 282. Albay Alzheimer! Yalnızlığın sabıkası, biçimde çarpıştıkça kaleydoskopu bir deniz fenerinden ufka yönelten içi boşaltılmış yakuttan kafatasını ölüm sahasına atılacak yabancı bir madde gibi acıya yöneltilmiş iki kişilik davetiye gibi puslu tanrı apışlarından terli terkilerden ve o atları korkunç yılanlarla kırbaçlayan tereddütlerden size uzatan mahlûk’un terazisinde arayın: Bir kefede sabıka öte kefede kafein. Bedenime yerleştim. Dolaşım sistemimde dışkı Boşaltım sistemimde kan var Albay Alzheimer! Çelikten bir ten dokunduğunuz, şimdi suçtur sonbahardan herhangi bir mayıs istemek! Arka arkaya işlediğim cinayetleri bir iğneyi sürekli batırıp çıkarttığım kumaşa işlediğim nakış sayın bir zarif katil sayın Albay Alzheimer! Sizi tersyüz edilmiş aşkların yalıtımı esnasında izlemiştim Büyük bir savaşta kazanılmış paslı imitasyon madalyalar gibi duruyordu yüzünüzde yüzünüzden nefret eden gözleriniz! Dudaklarınız, günahkâr hafızasını kaybetmiş dudaklarınız, satenleri parçalamaya hazır makas dudaklarınızın size sadakatinden emindiniz! Öyle devasa orduların başında mağrur, azimli, sevdada merhametsiz toplama işlemlerinde etkisiz eleman ama yatakta baştan aşağı 1.90 cm penis her ihtilalde cumhurbaşkanı her evrende acımasız, yalaka ve haris Albay Alzheimer! Benim şiir yaza yaza küfrettiğim bu ülkede sadece siz vatansever değilsiniz! Dönün Orta Asya’ya ve baştan başlayın göçünüze! Game over! Game over! Asmayıp da beslediğiniz yoldaşlar bir gün tek sıra olup, intizamla girecekler o pek de müstesna olmayan faşist .ötünüze! (İmlasız, 3) Biri Ambulans Çağırsın Gecenin hız sınırına yakınken durdurdum bedenimi kaportada eski bir damadın çamura bulanmış papyonu arka koltukta göz yaşlarına boğulmuş bir gelinlik vardı; mart ayının soğuk bir salonuydu; Vites pedalının dikiz aynasına yansıyan o gelişi güzel, akıl almaz komplo teorileri kapsamında göğe yakın olmaktan, yere bakmaktan biraz yorgun düşmüş bir zürafa gibi, boşluğun zarif şiddetli menfaatine sokuldum. Kipti. Emir kipiydi yağan yağmur altında sana geç kalmış senden yana saçmalamış bir aşık tanımıyla şehirler arası yollarda şu iki saatin bilançosunu çıkartmak, bilançoyu kanlı bir keser kimliğiyle, kelebek camının aralığından aşağı bırakmak. Zordu. Aşağı bırakmak zordu. Çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu! Bilirdin. Ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin tanımadığım bir adama Jean Tardieu’den bir replik ezberletmek, çıplak bir kadını az daha soymak, az daha soymak, bir şeftaliyi soya soya çekirdeğine inmek gibi, kadının çekirdeğine, kadının azınlık tarafının esir kamplarında aşağılanan ilkelerine inmek gibi, indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibi yere bakmaktan yorgun bir bahisçi, bir bahis cismi, çekilen kart, atılan zar, kırılan lades kemiği gibi, o her şeyi berbat eden gibiler gibi, Zordu. Sana ulaşmak zordu. Çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu! Gerçek, bahaneler arkasına saklanmaya hazırken, gerçek, tam da buydu! Bir sadakate muavin, bir anlayışa esir, bir intikam zaferine sahip olmanın, olabilir görünmenin, karşı şeritten gelen tır şoförüne göre anlamı yoktu; o büyük buluşmayı kutsayan, kutlayan ve için için kıskanan klakson sesleri; vaovvvvvv, vaovvvvvvvvv, diye geçen kamyonların arasında sıkışmış 78 model tek kapılı siyah bir BMW ile acelenin içine sıkışmış çok eski bir katil ile çıplak bir kadını az daha soymak, az daha soymak, bana dokunan, bana temas eden buydu! ulaşamamanın, doğruyu söyleyememenin, itiraf edememenin sıkıntısını aşağı bırakmak. Zordu. Çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu! Asfaltta patlayan lastik, bir çocuğun elinden kaçırdığı, ağlayarak seyrettiği bir bayram balonuydu! Bilirdin, ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin seni sevmek, seni dünyanın yedi harikasından herhangi birinde yüzünden jiletle işaretlemek, indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibi arabanın attığı taklada sana yaklaşıyor olmanın sevinci arabanın attığı her taklada sana yaklaşıyor olmanın ürpertisi. Zordu. çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu. Çünkü hayat, ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu. Senin için ölüyordum. Durum buydu! (Varlık, 1163)
__________________ konularımı ç-alırken lütfen altına nikimi yazarak alınız.yoksa eklediğiniz sitede deşifre edilirsiniz |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konu Açanlar | Forum | Cevaplar | Güncel Mesajlar |
| Küçük GoogLe :D | oguzhan6161 | Diğer Arama Motorları | 5 | 03-10-2008 10:48 |
| Küçük Ali | sema | Geyik - Komik | 0 | 30-07-2008 07:13 |
| BSA ile ilgili küçük not: Korkmayın | Relax | Bilişim Hukuk Mevzuları | 0 | 06-12-2007 12:42 |
| KÜÇÜk Na't | Celebrian | Şiirler | 0 | 22-11-2007 03:27 |
| En küçük MP3 Player !!! | LeaveMeALoNe | Donanım Haberleri | 0 | 19-11-2007 05:42 |