| Pro Evolution Soccer 3 Kim derdi ki; bir gün, o muhteşem, görkemli, arkasında büyük hayran kitlesi bulunduran EA Sports firmasının oyunlarından biri hem de (Türkiye için) en önemlisi olan FIFA bu denli sarsılacak, hatta yıkılma noktasına gelecek? Kim derdi ki; bir gün, bir oyun tüm futbol oyunu severlere FIFA serisinin aslında senelerdir muhteşem grafikleriyle göz boyadığını ve gerçekçiliğe, çeşitliliğe ve oynanabilirliğe dair hiçbir şey vermediğini öğretecek ve bu oyun bir PC oyunu değil bir Playstation uyarlaması olacak? Ben artık diyebiliyorum. O gün geldi...
Aslında Fifa'yı kimsenin beklemediği bir hızla nakavt eden bu oyun, pek çok PC oyuncusunun sandığı gibi kısa sürede gelişmiş bir olay değil. Neredeyse tam 10 seneye yayılmış bir süreç bu. Şimdiki adıyla Pro Evolution Soccer 3 (PES3) aslında Winning Eleven'la Playstation 1'de başlayan furyanın son versiyonu. O zamanlar tıpkı FIFA gibi Japonya adıyla Winning Eleven (WE), Avrupa adıyla International Super Star Soccer her sene birer oyun çıkartarak ilerliyordu. Geriye dönüp baktığımda bugünlere gelmesi çok zor oldu çünkü FIFA ve PC konsolu zamanında gerçek birer kraldı. FIFA; zamanına göre muhteşem grafikleri ve oynanabilirliğiyle 95 senesinden itibaren başlayan, benim 2000 senesinde ayrıldığım ama pek çok oyuncunun hala devam ettiği bir kitle yakaladı. O zamanlar bunu gerçekten hak ediyordu ve PC konsolu ile Playstation konsolu arasında çok büyük fark vardı. Peki değişen ne oldu? FIFA, 95-96 seneleri arasında yaptığı patlamayı bir daha gerçekleştiremedi ve bırakın patlamayı, her sene grafikleri oyuna makyajlayarak neredeyse aynı motorlarla pazarladı. Tabii; bu sırada sessiz ve derinden gelen bir Playstation 1 oyunu yavaş yavaş FIFA kitlesinden birer ikişer oyuncuyu kendi safına çekiyordu. İlk bakışta FIFA'dakilerin yanında çocuk oyunu grafikleri gibi duran grafikler ama inanılmaz bir oynanabilirlik, gerçekçilik ve en önemlisi oyun çeşitliliği yani kendini tekrarlamama sunan bu oyun; birkaç sene içinde o kadar duyulmaya başlandı ki aralarında benim de bulunduğum bilgisayar sahiplerine bile sırf kendisi için Playstation 1 aldırdı. Hala FIFA oynayanlar çoğunluktaydı ama bu çok sürmeyecekti. Yıl 2002'ye geldiğinde artık pek çok insan deliler gibi WE oynar oldu. Bu arada Playstation 2’ye geçen ve bilgisayarla artık kafa tutabilecek yapıya sahip olan bu konsolun da sayesinde PES serisiyle tanıştık. Playstation 2 sahipleri veya sahibi arkadaşı olan insanlar sabahlara kadar PES oynarken, artık tüm dünyanın tanıdığı bu oyun yüzünden FIFA'yı 2 maç oynar atar ve PC'ye bir PES bekler olduk. Beklentimiz uyarlama bir oyunla karşılanmış olsa da çok net olarak söyleyebileceğim bir şey var; bu bile inanılmaz....
Gördüğünüz gibi 10 senede adım adım ilerleyen ve bugün uğruna PS 1'ler aldırmış PS 2 aldırmaya da devam eden oyunun sırrı ne? Aslında olayın bütün esprisi, baştan beri bahsettiğim "oynanabilirlik, gerçekçilik ve kendini tekrarlamama" başlıkları altında yatıyor. Dilerseniz hepsine bir bir değinelim...
Oyunlar için gerçekçilik dediğimizde aklımıza gelen ilk şey, oyunun gerçeğini ne kadar iyi simüle edebildiğidir. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; bir spor oyununa gerçekçi dedirtmek çok zor bir olaydır çünkü diğer hiçbir oyun türü (savaş oyunları, araba yarışları vs...) spor (hele de Türkiye için futbol) kadar hayatımızın içinde değildir. Oyunu oynayan her insanın her karede haklı bir gerçekçilik beklentisi olduğu için bunu tam anlamıyla vermek imkansız derecede zordur. Bu yüzden kanımca hiçbir spor oyunu bu mükemmel gerçekçilik seviyesine ulaşamaz ama PES için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki gerçekçiliğe ancak bu kadar yaklaşılabilir. PS 1'den beri takip ettiğim ve PS 1'de günlerce oynadığım için biliyorum. Oynarken “Keşke şu da olsaydı, bu da olsaydı” dediğim hatta aklıma bile gelmeyen tüm gerçekçilik detaylarına bu oyunda rastladım. Yağmurlu maçlarda yağmurun maçın başlamasından sonuna kadar değil de ara ara yağıp durması, zeminin ıslanmasıyla yerden çıkan sular, başından sakatlanan bir futbolcunun başının sarılması, taca giden bir topa yetişmek isteyip kayarken çarptığınız bir oyuncu yüzünden faul olması, ikili hava mücadelelerinde çalınabilen fauller, elle kesilen topların olması ve daha niceleri... Gerçekten bu açıdan PES 3 tam bir detay oyunu. Bu bahsettiklerim genel gerçekçiliklerdi. Bir de fizik modellemelerindeki gerçekçilikler var ki onlar da gerçekten takdire şayan. Topla koşan bir futbolcunun, arkasından koşan futbolcunun rahatsız etmesinden dolayı, şutunu kötü çekmesi; kafaya top uzaklaştıran bir defansın geriye düşmesi; tam şut ve orta pozisyonu bulamayan futbolcuların kötü şutlar çekmesi ve ortalar yapması; arkadan kayılan bir futbolcunun öne değil arkaya düşmesi; hiçbir şekilde, hiçbir maddenin birbiri içinden geçmemesi gibi inanılmaz detaylar ve gerçeklikler oyunda yer almakta. Hiç şüpheniz olmasın ki, PES 3'ü oynarken her futbolcunun yaşayan bir birey olduğunu hissedeceksiniz ama yine de fizik modellemelerinde ve bazı futbolcu aksiyon-reaksiyonlarında gerçekçilik dışı hareketler var. Özellikle kaleci reaksiyonları göz tırmalayacak kadar gerçekçilikten uzak ve bunlar Konami için basit hatalar. Bu gerçekçilik deryasında bu kadar basit 1-2 hata açıkçası beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. |