|
| |||||||
![]() |
| | Seçenekler |
|
#1
| ||||
| | ||||
seri katiller'Seri Katiller', suç tarihinin en büyük psikopatlarını bir araya getiriyor. Kitapta cinayetten geçilmiyor. Anlatılanlar ürkütücü ama maalesef gerçek Biz seri katiller, oğullarınızız, kocalarınızız, biz her yerdeyiz. Ve yarın çocuklarınızdan birçoğu ölmüş olacak." TED BUNDY (Seri katil) Seri katillik, modernizmin, insanın zihnine kazıdığı ürkütücü bir imgedir. Yaşadığımız çağda bütün kurulu olanın ezberini bozmuştur aslında. Her şey yolunda gider gibi görünüp, kapitalizm başarılı olmuşken birdenbire zihinleri bulandıran, öğretileri yanlış çıkaran ve ezberleri altüst eden bu olgu madalyonun öteki yüzünü göstermiştir bize. Sistem bütün ideolojik aygıtlarıyla huzuru ve güveni gösterirken diğer yandan görülmek istenmeyen yüzde de bu ve benzeri vakalar işlenir. Belki de tam da bu yüzden kapitalizmin en başarılı olduğu yerde, yani ABD'de, kendince görkemli bir yükselişe geçmiştir. Evet, Fikret Topallı'nın Seri Katiller kitabında da ilk sırayı alan Albert Fish'ten önce de seri katil olarak nitelendirilecek ve ünü dünyayı tutmuş kişiler vardı. Bunların başında kuşkusuz 1888 yılında altısı ****** on dört kadını bıçak darbeleriyle öldüren ve hâlâ gerçek kimliği tespit edilmemiş Karındeşen Jack vardır. Onunla aynı dönemde yaşayan Hintli Behram da ömrü el verdiğince çalışmış ve 931 kişiyi öldürmüştür. Ancak modernleşen zamanlarda bu vaka oldukça yoğun görülmeye başlanmış ve sistematik bir hal almıştır. En az üç cinayet Peki kimdir seri katil? Ve kimler bu kategoriye girer. 'Seri katil' tanımlaması ilk olarak FBI ajanı Robert K. Ressler tarafından kullanılmış ve medya da bu tanımlamayı çok sevmiştir. Bu tanımlama belli bir mantık çerçevesinde kullanılmıştır. Kan dökme arzusunu ve hazzı bir kere yaşadıktan sonra yeniden eylemsizliğe dönmeyen katilin en az üç cinayet işlemiş olması, tek başına cinayetleri organize ediyor olması, durdurulmadıkları ya da ölmedikleri sürece düzensiz aralıklarla cinayetlerine devam etmeleri, cinayetlerinin, öldürme biçimlerinin, seçtiği kişi ve mekânların birbirine benzemesi yani bir tarzının olması, cinayeti gönlünce işledikten sonra bir süre sakinleşme dönemine girmeleri onların belli başlı özelliklerindendir. Her seri cinayetin işleniş biçimine bakıldığında onun aslında bir mesaj taşıdığını söyler konunun uzmanları. Katil ilk cinayetinde oldukça dikkatli ve iz bırakmamaya çalışırken, ikinci ve üçüncü cinayetinden sonra kurbanın üzerinde kendi imzası olabilecek bir iz bırakır. Psikologlar bunun aslında kurbanın yakalanmak istediğini, içinde 'durdurulma arzusu' taşıdığını söylerler. Elimizdeki kitaba girmeyen bir seri katil olan William Heirens'ın, rujla dolaba yazdığı şu cümle epey dikkat çekicidir: "Tanrı aşkına daha fazla insan öldürmeden yakalayın beni. Kendimi kontrol edemiyorum." Ancak buna rağmen yakışıklı seri katil olarak bilinen Ted Bundy iz bırakılmasının tek nedeninin dikkatsizlik ve aşırı güven olduğunu söyler. Seri katil hayranları Diğer yandan kitaptaki seri katillerin caniliklerine bakılıp ürperdiğinizde aslında ne kadar çok insanın onlara hayranlık duyduğunu, hikâyelerinin bire bir filmlere aktarıldığını, bu ilhamın ne kadar çok roman yazdırdığını da görecek ve dehşete kapılacaksınız. Örneğin en vahşi cinayetleri işlemiş olan ve birçok filme malzeme olan Eddie Gein'in oldukça fazla hayranı vardır. Kadınlar ona durmaksızın ateşli aşk mektupları yazmış, Ford marka arabasını ucuza kapatan biri bu sayede oldukça zengin olmuştur. Çünkü fuarlarda para karşılığı insanlar bu arabaya binme hazzını yaşamışlardır(!) Ayrıca onun için açılmış birçok Fun Club bulunmaktadır. Böylelikle seri katillerin tam karşısında duran günümüz insanının aslında onlara ne kadar hayran olduklarını da görünce sosyolojik bir araştırmanın da bu insanlar için gerekli olduğu söylenebilir. Acaba bu insanlar seri katillerden daha mı az katil? Oldukça ürküten ama tamamen gerçek olaylardan oluşan sahici bir kitap var elimizde. Kitap kuşkusuz bütün seri katilleri almamış. Belki bunun için ikinci bir cilt gerekecektir. Diğer yandan kitabın sunuş yazılarını hazırlayan Ömer Türkeş ve Kaan Arslanoğlu konuyla ilgili tarihi ve psikolojik değerlendirmeler yaparak konunun yabancısı için oldukça ön açıcı bilgiler sunmuşlar. Birkaç Seri Katil ALBERT FISH Sevimli bir ihtiyar görünümündeydi. Evlenmiş ve çocukları olmuştu. Onlara bir gün bile şiddet uygulamamıştı. Ancak kurban seçtiği çocukları hoşlarına gidecek bir vaatle kandırır, sonrasında uygun gördüğü yerde boğar, cesetleri parçalayıp uygun yerleri pişirerek yerdi. O yüzdendir ki "Yamyam çocuk katili" olarak anıldı. Diğer birçok seri katil gibi, Fish de bir din manyağıydı ve günahlarının cezası olarak kendisine çok tuhaf işkenceler yapmıştı. Yaraladığı ve öldürdüğü çocuklar onun kaçık zihninde Tanrı'ya adanan kurbanlardı. 16 Ocak 1936 da altmış beş yaşındaki Fish elektrikli sandalyeyle idam edildi. ANDREI CHIKATILO Suç tarihinin en büyük psikopatlarından biridir. Evliydi ve çocukları vardı. Rostov'da yaşıyordu. Fabrikada çalışıyordu. Kurbanların dillerini kesiyor, meme uçlarını ısırarak koparıyor, cinsel organlarını yiyor, gözlerini çıkarıyordu. Chikatilo 1990 yılında yakalandığında elli üç insanın öldürülmesinden yargılandı. Ancak gerçek sayı çok daha fazlaydı. Kurbanların ailelerinden korunması için çelik kafes içinde mahkemeye getirildi. 1994 yılında idam edildi. EDDIE GEIN Görünüşe göre sadece iki kadını öldürmüştür ama işlediği cinayetler ve davranış biçimleri o kadar sıra dışıydı ki birçok romana ve sinema filmine doğrudan malzeme olmuştur. 'Sapık', 'The Texas Chainsaw Massacre', 'Seven', 'Kuzuların Sessizliği' bu filmlerden bilinenleridir. Gein, sürekli olarak kendi cinsiyetinin günah dolu doğasını anlatıp duran, aşırı mutaassıp, hükmedici bir anne tarafından yetiştirilmişti. Annesi 1945'te öldüğü zaman Ed tüm hayatını korkunç bir baskıyla yönlendiren bu kadının hâlâ duygusal olarak esiri olan otuz dokuz yaşında bir bekârdı. Annesinin odasının pencerelerine tahtalar çakan Gein, orayı sanki mabetmiş gibi muhafaza etti. Ancak evin geri kalan bölümleri kısa zamanda çılgın bir adamın sapkınlıklarla dolu mezbahasına dönüştü. Etrafındaki mezarlıklara giderek, oradan orta yaşlı kadınların cesetlerini çıkarıp çiftlik evine taşıdı. 1954'te Mary Hogan adında yerel bir bar sahibini vurup kadının doksan kiloluk vücudunu eve taşıyarak ölü sevicilik faaliyetlerini cinayetle tamamladı. Üç yıl sonra, 1957 yılında elli sekiz yaşındaki bir kadını öldürdü. Polisler şüphe üzerine evine girdikleri zaman kurbanın başının kesilmiş, içi boşaltılmış bedenini de aynı bir av hayvanı gibi çatı kirişine baş aşağı asılmış şekilde buldular. Evde bulunan bazı eşyalar ise aklın alamayacağı bir dünyanın ürünleriydi. İnsan derisi ile kaplanmış sandalyeler, kafataslarından yapılmış çorba kaseleri, kadın cinsel organlarıyla dolu bir ayakkabı kutusu, içi gazete kâğıtlarıyla doldurulmuş ve duvara av hayvanlarının başları gibi asılmış insan yüzleri ve bir kadının vücudunun üst kısmından yapılmış, göğüsleri olan bir yelek. Gein daha sonra bu yeleği ve insan derisinden yapılmış giysileri giyerek kendini annesi yerine koyduğunu itiraf etmiştir. |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konu Açanlar | Forum | Cevaplar | Güncel Mesajlar |
| Avatar's Seri 2 - SS9 | FeYSuMMeR | Web - Grafik Tasarım - 3D | 4 | 30-03-2008 09:48 |
| Canon'un yeni seri yazıcıları | kadınca | Donanım Haberleri | 0 | 24-12-2007 04:05 |
| HDD Seri Numarasi | Celebrian | Visual Basic & Action script | 0 | 24-12-2007 10:24 |
| Gençlerbirliği seri peşinde! | Dream | Spor | 0 | 04-12-2007 11:09 |
| Gençlerbirliği seri peşinde | Professionel | Spor | 0 | 24-11-2007 06:33 |