Sezaİ KarakoÇ'la Ufuk Turu

Haberler Sezaİ KarakoÇ'la Ufuk Turu Hayat burada hakkında bilgi paylaş; SEZAİ KARAKOÇ'LA UFUK TURU Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, Irak'a nasıl bakmamız gerektiğini ...
Cevapla
WebMasTer SiTeSi
 
Seçenekler
  #1  
Arama 13-11-2007, 05:08
Ra_eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni-Yönetici
Yaş: 17
Üyelik Tarihi: 29/10/07
Mesajlar: 923
 
     WS-Ticareti: (0)
Blog Yazıları: 1
Teşekkürleri: 0
47 Msg. 85 Tşkr.
Rep Gücü: 46 Ra_eM çok çok hoş rep gücü varRa_eM çok çok hoş rep gücü varRa_eM çok çok hoş rep gücü varRa_eM çok çok hoş rep gücü var

Sezaİ KarakoÇ'la Ufuk Turu

SEZAİ KARAKOÇ'LA UFUK TURU
Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, Irak'a nasıl bakmamız gerektiğini anlatıyor. Irak'ın İngilizler tarafından kurulan suni bir devlet olduğunu, bu devletin yıkılmasından daha tabii bir şey olmadığını ifade ediyor. 13.11.2007 07:49

Hakan Albayrak-Yeni Şafak
Tarih: 3 Kasım 2007 Cumartesi. Yer: Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Merkezi.
Genel Başkan Sezai Karakoç, Irak'a nasıl bakmamız gerektiğini anlatıyor. Irak'ın İngilizler tarafından kurulan suni bir devlet olduğunu, bu devletin yıkılmasından daha tabii bir şey olmadığını ifade ediyor. Irak parçalanırken “Biz Irak'ın bütünlüğünden yanayız” demenin anlamsızlığına dikkat çekiyor. Irak'ın üçe bölünmesinin kaçınılmazlığını vurguluyor. Bu üç parçadan her birinin kendi başına ayakta kalmasının imkânsızlığını da vurguluyor. İlk etapta Şii Arap ağırlıklı 'Güney Irak'ın İran'la, Sünni Arap ağırlıklı 'Orta Irak'ın Suriye ve Suudi Arabistan'la, Kürt ağırlıklı 'Kuzey Irak'ın Türkiye'yle bütünleşmesini, ikinci etapta ise Ortadoğu çapında bir birliğin kurulmasını savunuyor.
Bu arada, “Kürtleri ayıran sınırlar kalkmalıdır” diyenlere hak verdiğini, fakat Kuzey Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin bunu Türkiye, Suriye ve İran'la savaşarak gerçekleştirebileceğine inanmanın akıl kârı olmadığını belirtiyor Karakoç. En büyük Kürt kitlesinin Türkiye'de bulunduğunu, sonra Kuzey Irak'taki büyük kitlenin geldiğini, Türkiye-Kuzey Irak birliği sağlandığı takdirde maksadın büyük ölçüde hasıl olacağını, Suriye ile birleştiğimizde oradaki Kürtlerin de akrabalarına kavuşacağını, geriye az sayıdaki İran Kürtünün kalacağını söylüyor ve “İran'da da biraz kalsın, onun bir zararı yok. Bir gün inşaallah İran'la da birleşiriz. O zaman Kürtlerin hepsi biraraya gelir” diye ekliyor.
Dikkat! Fetihten bahsetmiyor Sezai Karakoç. Emperyalist Batı'ya kolay lokma olmamak –daha doğrusu hiç lokma olmamak- için safları sıklaştırmaktan bahsediyor. Bu toprakların tabiatına aykırı olan şovenist tavırlardan vazgeçip Müslüman kardeşliğini, İslam Birliği'ni, ortak devlet şuurunu ihya etmekten bahsediyor.
40 yıllık bir bahis bu. İslam Birliği'ne hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuzu 40 yıldır bıkmadan, usanmadan, tekrar tekrar anlatıyor Sezai Karakoç. Kelâmının hülasası için 1995 yılında yaptığı iki konuşmanın can alıcı kısımlarına bakalım:
“Bugün güçlü olmayan devlet yaşayamaz. İki yüz elli milyondan aşağı nüfusu olan, beş milyon, on milyon kilometrekareden aşağı toprağı olan, nükleer silahı olmayan, ekonomisi zayıf olan devletler yaşayamazlar. Onlara devlet denmez. Böyleleri hep tâbi devletlerdir. Bugün birçok İslâm devleti geçinen devletçiklerin hepsi Amerika'ya, veya Avrupa'ya tâbidir. Tâbi olmaksa, İslâm gözünde, Müslümanlık gözünde, en büyük zillettir. Onun için, her kim, devlet düşmanlığı yapıyorsa onun yanında olmayın. Devlet derken, tabiidir ki, kendi medeniyetimizin, milletimizin devletini kasdediyorum. Ve yine devlet derken elbette bugünkü suni sınırları olan devletçikleri kasdetmiyorum. Ortadoğu'da Müslüman aydınların kuracağı büyük, süper devleti kasdediyorum. Ve bu devlet, bir gün mutlaka kurulacaktır. İsterseniz bunu kaydedin, not edin, tespit edin bu sözümü.” (Pendik / İstanbul, 18.6.1995. Kaynak: Çıkış Yolu III – Kutlu Millet Gerçeği, Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, İstanbul 2005)
“Ortadoğu'da, İslâm milletinin kendini bulması, suni sınırları atması, en az 10 milyon kilometrekare, 250 milyon nüfus ve güçlü ekonomi, güçlü devlet politikası sahibi olması, büyük siyasî ve askerî güce kavuşması, bağımsızlığımızı garantilememiz ve böylece çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini, hem maddeten, hem mânen kurtarmamızın sırası geldi. Evet, sadece maddeten değil, mânen de kurtarma garantisi bu noktada bulunuyor. Bunun için yüz bin genç yetişsin istedim. İstediğim budur, temennim budur; yüz bin şuurlu genç, Ortadoğu'da bu dediğim düzeni geri getirecektir.” (Eskişehir, 21 Ekim 1995. Kaynak: a.g.e.)
Kuvvetle hissediyorum ki, bir gün Türkiye Cumhuriyeti devleti de bundan başka çıkış yolunun olmadığını idrak edecek ve inançla değilse bile ilm-i siyasetin gereği olarak İslam Birliği hedefine yönelecek. Gülmeyin! Kendini Batı'ya karşı savaşarak gerçekleştiren bir ülkenin Batıcı olmasından daha 'acayip' bir şey değil söylediğim. Dünün maslahat-mefsedet (yarar-zarar) muhasebesinden nasıl “Varlığımızı sürdürmek için Batı'yla bütünleşmekten başka çaremiz yok” gibi 'sarsıcı' bir sonuç çıktıysa, yarının maslahat-mefsedet hesabından da “Varlığımızı sürdürmek için İslam Birliği'ni ihya etmekten başka çaremiz yok” gibi 'sarsıcı' bir sonuç çıkabilir. (Bu yönde bir eğilimin –bu şekilde ifade edilmese bile- devletin muhtelif birimlerinde çoktan belirdiğine dair iddialar var.)
Dünya dönüyor…
yeni şafak
Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Arama Etiketleri: , , ,



Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konu Açanlar Forum Cevaplar Güncel Mesajlar
Yigidolar turu araladı cunobag Spor 0 06-07-2008 01:04
Galatasaray turu Almanya'ya bıraktı B737 Spor 0 14-02-2008 12:50
Helsingborgs turu garantiledi! Dream Spor 0 05-12-2007 12:47
Antalya'da tek eksik Ufuk Dream Spor 0 04-12-2007 10:44
Sezaİ KarakoÇ Ra_eM Şairler Ve Yazarlar 1 09-11-2007 12:53


Webmaster web tasarım online reviews ~ Kadınlar blogu ~ Apple iPhone, iPod Touch ( iTouch ) Forum ~ iPhone