| Gelişmiş Ülkelerde Tartışma ve Düzenlemeler
Dijital ortamdaki eserl erin telif haklarının korunması problemine, şifreleme (encyription), "metering" ve dijital imza gibi metotlarla teknoloji kendi çözümünü getirirken, İnternet'in yaygın ve yoğun kullanıldığı gelişmiş ülkelerde hukuki zeminde bu metotlara destek olan yeni düzenlemelere gidilmiş veya bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. İnternet'in gelişmesi bütün dünyada büyük bir hızla devam ettiği bir sırada problemin bütünüyle çözülmüş olduğu söylenmez. Bu yüzden, söz konusu ülkelerde problem bütün yönleriyle ve taraf ol an bütün kesimler (yazarlar ve sanatçılar, yayıncılar ve tabii ki halk) göz önüne alınarak tartışılmaya devam edilmektedir. Bu tartışmalarda gözetilen amaç, muhteva yaratanların yani bilimci, yazar ve sanatçıların ve yazılım tasarımcılarının haklarını koru yarak, İnternet'in sadece fiziki açıdan (bağlı bulunan bilgisayar sayısı, kullanılan kablonun uzunluğu vs) değil fakat aynı zamanda yüklü bulunan bilgi açısından da büyümesini, nihai olarak da bilim ve faydalı sanatların gelişmesini temin etmektir. Yazının bu bölümünde, bu alanda gelişmiş ülkelerde özellikle ABD'de yapılan tartışma ve hukuki düzenlemeler ele alınacaktır. Türkiye'de hemen hemen hiç gündeme gelmemiş olmasına rağmen, konu ABD'de İnternet'in yaygın olarak kullanılmaya başlandığı 1990'lı yıll ardan itibaren kütüphaneciler, eğitimciler, yazarlar, bilimciler ve yayıncılar gibi konuya taraf bütün kesimlerce yoğun olarak tartışılmıştır. ABD'de yeni kabul edilen Digital Millennium Copyright Act bu tartışmaların bu bir ürünüdür. Bu kanun, ABD’nin önceki Telif Hakları Kanununu İnternet'i dikkate alarak güncelleştirmektedir. Bu bölümde esas olarak bu kanunun kabul edilmesine giden süreç ele alınacaktır. İnternet'in yukarıda sıraladığımız bu özellikleri, İnternet’te telif hakları konusunda Batıda özellikle ABD’de iki farklı görüş ortaya çıkarmıştır. Birinci görüşe göre, İnternet’le birlikte basım teknolojisine dayalı telif hakkı rejimleri tamamen geçersiz olmuştur. İkinci görüşe göre ise, telif hakkı rejimi geçerliliğini korumaktadır, değişen bir şey yoktur; bazı değişikliklerle mevcut telif hakları kanunları yeni duruma uyarlanabilir. Bu görüşlerin dayandığı gerekçeler aşağıda kısaca açıklanmıştır. Azınlıkta olan bir grup entelektüel tarafından benimsenen birinci görüş, İnternet'in temel bir değişime yol açtığını ileri sürmektedir. Buna göre, basım teknolojisinden kaynaklanan telif hakları ile ilgili yerleşik anlayışlar eskimiştir. Telif hakkının kabul edilip, telif ücreti ödenmesi uygulaması basım teknolojisiyle ortaya çıktı. Elektronik çoğaltma te kniklerinin ortaya çıkmasıyla bu uygulama işlemez hale geldi. Elektronik yayıncılık, 18. yüzyıl matbaalarından çok, telif hakkının hiç uygulanmadığı, sözlü iletişime benzemektedir [Pool 1984, s. 214]. Bu görüşün savunucularından Electronic Frontier Foundation'ın kurucularından John Perry Barlow’a göre, elektronik bilgi şaraba benzemektedir, telif hakkı rejimi ise şişeyi korumaktadır. İnternet'te şişe yoktur. Fikirleri fiziki hale getirmeden iletebilme kabiliyeti, korunma sağlanacak sınırları önemli ölçüde belirlemektedir. Telif hakkı rejimi, kitap gibi fiziki olarak tespit edilmiş eserleri korumaktadır. Barlow'a göre dijital çağda "bilgi özgür olmak istemektedir". İnternet bugün erişmiş olduğu olağanüstü büyüklüğe herhangi bir hukuki düzenleme olmadan gel miştir; bundan sonra da böyle bir düzenlemeye ihtiyaç yoktur[Barlow 1994]. Amerika'da çoğunlukta olan diğer gruba göre ise mevcut telif hakları rejimi İnternet için de geçerlidir. Bu görüşe uygun olarak, ABD hükümeti, uygulamanın nasıl yapılacağına rehberlik yapacak bir kanun hazırlanmasına temel teşkil edecek bir rapor hazırlamak üzere Fikri Mülkiyet Çalışma Grubu (FMÇG) oluşturmuştur. Başkanlığını Bruce Lehman'ın yaptığı, 25 kişiden oluşan bu gurup tarafından hazırlanan rapor, 1994 ortalarında taslak olarak, 1995 Eylülünde ise White Paper adıyla yayınlamıştır. Yeni kanunlaşan Digital Millennium Copyright Act esas olarak bu rapora dayalıdır. FMÇG raporunu hazırlarken, ABD’nin değişik yerlerinde toplantılar yaparak okuyucular, yayıncılar, kütüphaneciler ve eğitimciler gibi konuyla ilgili herkesten görüş almıştır. Ayrıca, isteyenler posta, faks ve elektronik posta yoluyla görüşlerini bildirmişlerdir. FÇMG esas olarak şu sorulara cevap bulmaya çalışmıştı: Elektronik ortamdaki (dijital) bir çalışma ne zaman sabitleşip eser haline gelmektedir? (ABD Telif Hakları Kanunu, somut bir medyada sabitleştirilmiş özgün ifadeyi korumaktadır. ) Muhtevanın elektronik yoldan iletimi yayım demek midir? Ağ ve servis sağlayıcılar taşıyıcı, dağıtıcı ya da yayımcı olarak mı kabul edilmelidir? İzinsiz ç oğaltmayı engelleyen şifreleri ve parolaları çözen teknikler geliştirmek, ithal etmek, dağıtmak yasaklanmalı mıdır?
FÇMG bu sorulara cevap arama sürecinde ilgili bütün kesimlerle görüşmüş ve sonuçta şu tavsiyelerde bulunmuştur (özet olarak): İletim hakkı. Buna göre, iletim (transmission) kopya yapmakla eşdeğerdir; İnternet'te web sayfalarına her erişimde veya bir bağlantı takip edildiğinde bir kopya yapılmaktadır. Çünkü, web sayfalarına her erişmede o sayfada bulunan bilginin bir kopyası, o sayfanın bulunduğu bilgisayardan kullanıcının bilgisayarına transfer edilmektedir. Yani, eser çoğaltılmaktadır. Basılı bir kitap almak isteyen kişi, kitabı almadan önce inceleyebilir, sayfalarını karıştırabilir ve belli kısımlarını ayak üstü okuyabilir. Yani, kitabı almadan önce ona bir göz atabilir. Ancak, İnternet üzerindeki dijital eserlere bir göz atmak bile o eserin iletimini, yani çoğaltılmasını gerektirmektedir. Telif hakları kanununa göre bir eser, telif hakları sahibinin izni olmadan çoğaltılamaz. Öyle ise, her erişimin yani çoğaltmanın bedeli telif hakkı sahibine ödenmelidir. Şifre, parola gibi izinsiz erişimi engelleyen tedbirleri aşmaya yarayan teknolojinin yasaklanması. İnternet üzerindeki eserlerin telif hakkı sahipleri, eserlerine izinsiz erişimi, şifreleme (encryrption), parola vs. gibi tekniklerle engelleyebilirler. Bu koruma engellerini aşmak, telif hakkının ihlalidir. Böyle bir ihlalde kullanılabilecek her türlü aracın üretimi, ithali ve dağıtımı yasaklanmalıdır. İlk satış (first sale) doktrininin yalnızca fiziki eserlerle sınırlandırılması. İlk satış doktrinine göre, bir eserin nüshasına sahip olan kişi, onu istediğine satabilir, hibe edebilir ve uygun gördüğü biçimde dağıtabilir. Rapora göre, dijital bir eserin İnternet üzerinden bir başkasına gönderilmesi, aslı silinse bile, alan kişinin bilgisayarında yeni bir kopya oluşturacaktır. Bu yüzden ilk satış doktrini dijital eserlere uygulanmamalıdır. Servis sağlayıcıların potansiyel sorumluluğu. Kullanıcılara ücret karşılığında İnternet erişimi sağlayan şirketlere İnternet servis sağlayıcıları (ISS) adı verilmektedir. ISS sırf kullanıcıların telif hakkına konu olan bilgileri kendi bilgisayar sistemleri üzerinde saklama ve iletmelerinden dolayı sorumlu olmaları söz konusu olabilecektir. İnternet'te çok sıkı bir telif hakları rejimi öngören raporun bu tavsiyeleri, büyük yayıncı şirketleri memnun etmiştir. Onlara göre, sıkı bir telif hakları rejimi olmaksızın, İnternet'te erişilmeye değecek bir muhteva geliştirmek zaten mümkün değildir.
Ancak, rapor un tavsiyeleri, kütüphaneciler, eğitimciler ve bir kısım hukuk bilimcilerinin eleştirilerine muhatap olmuştur. Onlara göre rapor, "iletim" gibi teknik bir olayı kopya yapmak şeklinde yorumlayarak, büyük yayıncı şirketlerin lehine taraf tutmuş, dürüst kull anım doktrinini yok saymıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere dürüst kullanım doktrini, basitçe, telif hakkına konu olan bir eserin bir kısmını, eğitim, bilim ve ticari olmayan kişisel kullanım amacıyla sahibinin izni olmaksızın çoğaltılmasına imkan vermektedir. Dijital eserlerin iletiminin çoğaltma sayılması, pratikte, hem ilk satış doktrinin hem de dürüst kullanım doktrinini yok saymaktadır. ABD telif hakları rejimlerinin asıl amacı, sanılanın aksine, yazarları ve yayıncıları zengin etmek değil , yazar ve mucitlerin, yazı ve icatları üzerindeki haklarını sınırlı bir süre için garanti altına alarak, bilim ve faydalı sanatların gelişmesinin temin etmektir. Dürüst kullanım, telif hakkı denkleminin diğer tarafıdır: halk, fikri mülkiyet ürünlerini oku yabilir, gözden geçirebilir, iktibas yapabilir, bazı kısımlarını eğitimde veya kişisel kullanım amacıyla çoğaltabilir. Dürüst kullanım ilkesi olmadan telif hakkı asıl amacına hizmet edemez. İlk satış ilkesi olmadan da kütüphaneler dijital eserleri ödünç ve rmezler ve fonksiyonlarını kaybederler[Coyle 1996]. Kütüphaneci, eğitimci ve bazı hukukçu bilim adamlarının bu itirazlarına rağmen Lehman raporunun tavsiyeleri uluslararası düzeye de taşınmıştır. 1996 yılı Aralık ayında İsviçrenin Cenevre şehrinde, World Intellectual Property Organisation (WIPO) (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) önderliğinde bir diplomatik konferans toplanmış ve 150 ülke tarafından benimsenen iki antlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmalardan ilki WIPO Copyright Treaty (Telif Hakları Antlaşması), ikincisi ise WIPO Performances and Phonograms Treaty'dir (İcracı Sanatçı ve Fonogram Antlaşması) . Bu antlaşmaların İnternet'in sınırları kaldırdığı bir çağda ABD eserlerine gerekli korumayı sağlaması öngörülmüştür. Bu antlaşmalar, antlaşmaya imza atan bütün ülkelerin telif hakları kanunlarına ve tabii bu arada ABD telif hakları kanununa iki ilave yapılmasını gerektirmektedir. Bunlardan birincisi, dijital ortamdaki eserleri korumak ve çevrimiçi (on-line) lisanslamayı garantilemek için kullanılan şifreleme gibi tekniklerin korsanlar tarafından kırılması ihtimaline karşı tedbir getirmektedir. Buna göre, böyle bir faaliyette bulunmak kanun dışı olmaktadır. Ayrıca, telif hakkına konu eserleri koruyan şifreleri kırmakta kullanılan araçların üretimi ve satışı da yasaklanmaktadır. WIPO anlaşmalarının gerektirdiği diğer ilave, sahtecilik ve yanlış bilgilendirmenin önlenmesi suretiyle elektronik pazarın dürüstlük ve güvenilirliğinin korunmasını amaçlamaktadır. Bu ilave, telif hakkı ihlalini teşvik etmek, buna aracı olmak, mümkün kılmak veya yapılmış bir ihlali gizlemek maksadıyla bir eserin başlığı ve yazarının adı gibi telif hakkı yönetim bilgisini kasıtlı olarak yanlış vermeyi yasaklamaktadır. Bu ilave ayrıca, telif hakkı yönetim bilgisini kasıtlı olarak silme veya değiştirmeyi de yasaklamaktadır. Böylece, hem tüketicilerin yanlış bilgilenmeden korunması hem de yazar ve telif hakkı sahiplerinin özel lisans sözleşmelerine korsanlar tarafından müdahalenin önlenmesi hedeflenmiştir.
Bu ilaveler, Digital Millennium Copyright Act'in 28 Ekim 1998 tarihinde B aşkan Bill Clinton tarafından onaylanmasıyla resmen kanunlaşıp yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği (AB) de, sözü edilen iki WIPO antlaşmasının hükümlerinin üye ülkelerde uygulanmasını sağlamak üzere 10 Aralık 1997 de taslak bir direktif hazırlamıştır. Bu direktifte daha sonra değişiklik yapılmıştır (2 1 Mayıs 1999). Bu direktifin söz konusu iki versiyonu da , Avrupa birliği komisyon üyelerinin konu hakkındaki yorumları ile birlikte AB Web sitesinden alınabilir: < http://europa.eu.int/comm/dg15/en/intprop/intprop/>. Türkiye'de Yapılabilecek Düzenlemelerle İlgili Öneriler İnternet çağında telif haklarıyla ilgili olarak Türkiye'de yapılabilecek düzenlemeler, aşağıda eğitim boyutu, teknolojik boyut, ve hukuki ve idari boyut olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Bu başlıklar altında getirilen öneriler kesin reçeteler değildir. Aksine, konunun çok boyutlu ve karmaşık olduğunu gösterip yapılacak kapsamlı tartışma ve araştırmalara zemin hazırlama amacını gütmektedir. Bu boyutlar birbirleriyle yer yer örtüşmektedir. Eğitim boyutu. Türkiye'de telif h akları konusunda yaygın bir bilgisizlik ve buna bağlı olarak da yaygın telif hakları ihlallerinin olduğu bir gerçektir. IV. Ulusal Yayın Kongresi çerçevesinde oluşturulan "telif hakları sorunları" komisyonu, bu durumu göz önüne alarak, telif haklarının ün iversitelerin ders programlarında zorunlu ders olarak okutulmasını önermiştir[Kınacıoğlu ve diğerleri 1998, s.19]. Bu öneri haklı bir gerekçeye dayanmakla birlikte, oldukça abartılıdır. Telif hakları konusunda müstakil bir ders yerine, konunun, YÖK tarafın dan Türkiye'deki üniversitelerde, bütün bölümlerde zorunlu olarak okutulması planlanan enformatik dersi (3) kapsamında öğretilmesi daha gerçekçi olacaktır. Böylece öğrenciler, İnternet ve telif haklarını aynı ders kapsamında öğrenmiş olacaklar, bu da yan ürün olarak, İnternet'in mevcut telif hakları rejimleri açısından ortaya çıkardığı problemleri yakından tanıyanların sayısını arttıracaktır. Bu da, potansiyel olarak çözüm üzerinde düşünenlerin sayısının artması demektir. Aslında, telif hakları konusundan bah setmeyen bir enformatik dersi zaten eksik olacaktır. Bu arada, toplumun telif hakları konusunda bilgilendirilmesi ile ilgili olarak bilim ve sanatla ilgili meslek birliklerine ve yazar kuruluşlarına da büyük görev düşmektedir. Bu bakımdan aktif bir kuruluş, kısaca İLESAM olarak bilinen Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’dir. İLESAM, Hacettepe Üniversitesi ile işbirliği yaparak bir web sitesi hazırlatmıştır. Bu web sitesinde < http://www.ilesam.hacettepe.edu.tr> telif hakları ile ilgili Türkçe mevzuat ve araştırmalar yanında, bu alanda İnternet üzerindeki diğer yayınlara bağlantılar bulunmaktadır. Benzeri çalışmaların diğer yazar kuruluşlarınca da yapılması konunun toplumda yaygın eğitimine katkı yapacaktır. İLESAM örneğinde de görüldüğü üzere, telif hakları konusunda düşük maliyette yaygın eğitim verilebilecek ve genelde kamu oyunu bilgilendirmede kullanılabilecek en iyi araçlardan biri de İnternet’in kendisidir. Ancak, bu aracın etkili olabilmesi, yaygın ve güçlü bir İnternet alt yapısı olmasına bağlıdır. Bu konu aşağıda teknolojik boyut adı altında ele alınmaktadır. Teknolojik Boyut. İnternet alt yapısının bütün Türkiye'de yaygınlaştırılıp, erişim maliyetinin şimdi olduğundan daha aşağıya çekilmesi gerekmektedir. Bu da tabiidir ki kamu ve özel sektörün her ikisinin katkılarıyla daha kısa sürede geçekleştirilebilir. Buradan, bu iki sektörün rekabetçi bir ortamda varolabilmesi için gerekli düzenlemelerin vakit geçirmeden yapılması gerektiği açık olarak ortaya çıkmaktadır. İnternet alt yapısının yaygınlaştırılması konusunda ULAKNET başarılı bir örnektir. ULAKNET sayesinde bir yıl gibi göreli olarak kısa bir süre içinde Türkiye’deki üniversitelerin hemen tamamı bir omurga üzerinden birbirlerine ve İnternet'e bağlanmıştır. Ancak ne yazık ki, üniversitelerin kendi yerel ağlarını tam olarak oluşturamamış olmaları yüzünden ULAKNET'ten yeterince faydalanamadıkları görülmektedir. Bunun bir örn eği, bu satırların yazarının mensubu olduğu Hacettepe Üniversitesidir. Bilgisayarlaşma konusunda bir politika ve plan yokluğundan dolayı bu üniversitedeki pek çok bölüm ve enstitü hâlâ kampus ağına bağlı değildir. Bağlı olanların önemli bir kısmı da bunu tamamen kendi çabalarıyla gerçekleştirmişlerdir; öğretim elemanlarının kendi aralarında para toplayıp, özel olarak buldukları teknisyenlere kablo çektirerek kampus ağına ve dolayısıyla İnternet'e bağlanabilmişlerdir. YÖK'ün zamanla gözden geçirilmek kaydıyla üniversiteler için standart bir bilgi işlem alt yapısı belirlemesi ve üniversiteleri bu standar dın altında kalmamaları konusunda denetlemesi, bazı üniversitelerde bu konuda görülen vizyonsuzluk ve hatta ihmale çare olabilir. Hukuki ve İdari Boyut. Kesin çizgilerle ayırmak güç olmakla birlikte, İnternet muhtevasının gelişmesinin temelinde iki farklı motivasyonun yattığını söylemek mümkündür. Bir, kar etme isteği; iki, paylaşma ve öğrenme isteği. Türkiye'de İnternet’le ilgili hukuki ve idari düzenlemeler yapılırken bu iki motivasyon da göz ön ünde bulundurulmalıdır. Tıpkı Amerika'da yapıldığı gibi, bir önceki bölümde sözü edilen iki WIPO antlaşmasına Türkiye'nin de taraf olarak FSEK'in bu antlaşmalar uyarınca güncelleştirilmesi, elektronik pazarın dürüstlük ve güvenilirliğini sağlayacaktır.
Buna göre, - dijital ortamdaki eserlere erişimi kontrol etmek için kullanılan şifreleme gibi tekniklerin korsanlar tarafından aşılması faaliyetini;
- şifreleme gibi koruyucu teknikleri aşmada kullanılan araçların üretimi ve satışını; ve
- telif hakkı ihlalini teşvik etmek, buna aracı olmak, mümkün kılmak veya yapılmış bir ihlali gizlemek maksadıyla telif hakkı yönetim bilgisini kasıtlı olarak yanlış vermeyi, silme veya değiştirmeyi engelleyen hükümler FSEK'e ilave edilmelidir.
Böylece ya tırımcılar (telif hakları sahipleri), korsanların müdahalesinden korunmuş olarak, özel lisans sözleşmeleri yoluyla, yaptıkları yatırımın karşılığını alabileceklerdir. Bu da sonuç olarak İnternet muhtevasına ticari yatırımı teşvik edecektir.
Hukuki alandaki bu düzenlemeyi destekleyici bir düzenleme İnternet'te yapılan yayınlar için uygun tescil mekanizmalarının kurulmasıdır. Bu mekanizmalarla özgün eserlerin diğerlerinden ayırt edilerek, telif hakları ihlallerinin saptanması sağlanabilir. Tescil mekanizmaları, ifade özgürlüğünü engellememek için bilim ve sanatla ilgili meslek birliklerince onaylanacak uzmanlar tarafından oluşturulmalıdır [Küçük ve diğerleri 1998, s. 77]. Hukuki ve idari alandaki bu düzenlemeler yapılırken öğrenme ve paylaşma amaçları da mutlaka göz önüne alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, İnternet muhtevasının önemli bir kısmı tamamen paylaşma ve değişim motivasyonu ile hareket bireyler ve gönüllü kuruluşlar ve öğrenmeyi teşvik amacıyla hareket eden, üniversiteler, kütüphaneler, müzeler, arşivle r gibi kurumlar tarafından geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Bu açıdan, özellikle, Türkçe'nin ve tarihi ve kültürel mirasın korunmasına ve geliştirilmesine ve/veya Türkiye’nin dünya tanıtılmasına katkı yapacak veri tabanlarının oluşturulup ücretsiz olarak Web üzerinden kullanıma sunmayı hedefleyen projelere mali destek sağlanması, bu tür kaynakları gönüllü olarak hazırlayan veya katkıda bulunan akademik personelin çalışmalarının akademik yükseltmelerde değerlendirmeye alınması yerin de olacaktır. Serbestçe ve kolayca erişilebilen faydalı bilgi kaynaklarının varlığı İnternet kullanımının yaygınlaşmasını sağlayacağı tartışmasızdır. Son olarak, İnternet Üst Kurulu'nun "Türkiye'de İnternet'in altyapıdan başlayarak tüm boyutları ile kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini belirlemek, bu hedeflere erişmek için gerekli stratejik ve taktik ulusal kararların alınması ve uygulanması sürecinde danışmanlık görevini yürütmek, uygulamada gözlenen aksaklıkları belirlemek ve giderilmesi için önerile r oluşturmak, konu ile ilgili birimler arasında eşgüdüm sağlamak, gelişme, yaygınlaştırma, hizmet üretimi konularında düzenleyici öneriler oluşturmak ve uluslararası gelişmeleri yakından izleyerek ülke çıkarlarını korumak" olarak belirlenen amaçlarının kul ağa hoş gelen söylemler olmaktan çıkartılıp bütünüyle gerçekleştirilebilmesi için bu kurulda mutlaka İnternet'in sosyal, kültürel ve hukuki boyutları üzerinde çalışan uzmanlara ve bilim ve sanatla ilgili meslek birlikleri ve yazar kuruluşlarının temsilcilerine de yer verilmelidir. Notlar
*Bu makalenin taslağını okuyarak geliştirilmesi yönünde önerilerde bulunan Doç. Dr. Yaşar Tonta'ya Teşekkür ediyorum. 1-Ancak, telif hakları tarihi üzerinde çalışan bilim adamları, ABD'de telif hakları kanunun ilk kez 1790 yılında kabul edilmiş olmasına rağmen, ABD’li yayıncıların 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında telif hakları konusunda o kadar da titiz davranmadıklarını, özellikle de İngiltere'den ithal edilen kitapları İngilizlere hiç bir telif ücreti ödemeden basıp dağıttıklarını söylemektedirler; mesela bkz. [Goldstein 1994, s. 182]. 2-Ancak, son yapılan değişikliklerin hepsinin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle, FSEK 42. maddedeki "aynı alanda birden çok meslek birliği kurulabileceğine" ilişkin değişiklik, eser sahiplerinin haklarının korunması, güçsüz, zayıf ve bilgi açısından yetersiz birtakım birliklerin eline geçme ortamını yaratmıştır, bkz. [Kınacıoğlu 1999, ss. 6-8]. Kınacıoğlu'nun bu yazısına yapılan diğer isabetsiz değişiklikler ve FSEK'in genel bir eleştirisi için de başvurulabilir. Bu yazının elektronik versiyonu İLESAM Web sitesindedir: <http://www.ilesam.hun.edu.tr/kinacioglureform.html.>
3-Bkz. YÖK'ün web sitesinde <http://www.yok.gov.tr> bulunan "Bugünkü Durum" başlıklı raporun "Türkiye Üniversiteleri İçin Bilişim Eğitimi Programları Geliştirilmesi " başlıklı kısmı. Kaynakça [Acun 1998] Ramazan Acun, "Bilim, Bilgi Teknolojisi ve Türkiye", Milli Kültürler ve Küreselleşme, Yayınan hazırlayanlar: Bahaeddin Yediyıldız, Çağatay Özdemir ve Fahri Unan, Konya 1998, ss. 83-92. (Erişim: 6.5.1999). [Barlow 1994] John Perry Barlow, "The Economy of Ideas: Selling Wine Without Bottles", Wired, March 1994. (Erişim: 6.5.1999). [Coyle 1996] Karen Coyle, "Copyright in the Digital Age". (Erişim: 6.5.1999). [Goldman 1998] Eric Goldman, "Intellectual Property Protection Regimes in the Age of the Internet" <http://blake.oit. unc.edu/copyright1.html> (Erişim: 6.5.1999). [Goldstein 1994] Paul Goldstein,Copyright's Highway: From Gutenberg to the Celestial Jukebox, Hill and Wang, New York, 1994. [Kınacıoğlu 1998] Naci Kınacıoğlu, "Telif Hukukunda Reform Yapma Gereği Üzerine", İLESAM Haber Bülteni, 44(Ocak-Mart 1998) ss. 6-8. [Kınacıoğlu ve diğerleri 1998] Naci Kınacıoğlu ve diğerleri, "Telif Hakları Sorunları Komisyon Raporu",16-19 Aralık 1998 IV. Ulusal Yayın Kongresi, komisyon Raporları, Ankara 1998. [Küçük ve diğerleri 1998] Mehmet Emin Küçük ve diğerleri, "Yayıncılıkta Yeni Ufuklar: Elektronik Yayıncılık ve Yayıncılık Eğitimi Komisyon Raporu", 16-19 Aralık 1998 IV. Ulusal Yayın Kongresi Komisyon Raporları,Ankara 1998. [Larson 1995] Megan J. Larson, "Copyright in Cyberspace". [Loundy 1995] David J. Loundy, "Revising the Copyright Law for electronic Publishing", the John Marshall Journal of Computer and Information Law, Volume 14 (October, 1995) (Erişim 6.5.1995). [Mann 1998]Charles C. Mann, "Who Will Own Your Next Good Idea?", The Atlantic Monthly, 282/ 3 (September 1998). (Erişim 6.5.1995). [Okerson 1996] Ann Okerson, "Who Owns Digital Works", Scientific American, 7 (July 1996) (Erişim: 6.5.1999). [Pool 1983] Ithiel de Sola Pool, Technologies of Freedom, 1983. [UNESCO 1987] UNESCO, Telif Haklarının Temel İlkeleri, Çev. Çiğdem Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanlığı Fikir ve Sanat Eserleri Dairesi Başkanlığı Yayını, Ankara 1987. |